Site icon Cenap Başman Axoy RA Bilgelik Öğretisi

Ders 23: Ölüm ve Ölümsüzlük Genleri

Ders 23: Ölüm ve Ölümsüzlük Genleri

Bu genleri açıklamadan önce ölüm ve ölümsüzlüğün alışılagelmiş kavramlar ötesi bir kavramla izahını yapmak istiyorum.

ÖLÜM: Öz’ün Dünya ortamında devreye soktuğu uydu can karakterini devinim yaparak yerleştirdiği maddi bedenden, madde ötesi karaktere sahip enerjetik bedenle birlikte çekme hadisesidir.
İşte bu esnada “ölen nedir?” diye sorabilirsiniz. Aslında ölüm… ölen… ölü.. gibi ifadeler, izafi kavramla devrede tutulan illüzyonlu farkındalıkla değerlendirilen ifadelerdir. Burada hakiki kavramla devrede tutulan illüzyonsuz farkındalıkla bir değerlendirme yaparsak “maddi bedeni terkeden Öz, kendi uydu can karakterini, maddi hayat ortamından çekmiş ve enerjetik hayat ortamına geçirmiştir sadece” diyebiliriz ki, işte o zaman hakiki kavram tam yerine oturur. Yani Öz’e ait olan uydu can karakteri yok olmamıştır, maddi bedenle iç içe olan enerjetik beden maddi bedeni terkettiği için, ebedi hayat kaynağı olan Öz’ün enerjetik imkanlarından istifade edemeyen maddi beden komponetlerine ayrılıp dağılmaya uğrar. Bu dağılım maddi beden hücrelerini meydana getiren elementlere kadar sürer gider. Hücresel dağılım gerçekleştikten sonra, bu hücrelerin çekirdeklerindeki genetik kayıtlar, olduğu gibi enerjetik bedendeki halografik kayıt ünitelerinde muhafaza edilip, Dünya zamanıyla binlerce yıl geçse dahi hiçbir şekilde tahrif olmaz öylece kalırlar.

İlahi yasalara göre her Öz, Dünya ortamında uydu can karakterini tekrar devreye sokacağı zaman mutlaka kendisine yeni bir beden tanzim etmelidir. Aksi taktirde uydu can karakteri ile mutlaka enerjetik ortamda, bu ortama uygun olan bir yaşamı sürdürebilecektir. Bu ortamda deneyim ve evrim yoktur, ancak bu ortamda da mutlaka görev mevcuttur.

HER ÖZ KULLANDIĞI UYDU CAN KARAKTERİNDEKİ KAYITLARDAN SORUMLU BULUNMAKTADIR.

Bu kayıtlar, Öz’ün maddi ortamda her yeni beden tanzim ettiği esnada, mutlaka enerjetik bedenle birlikte maddi bedenle muhatap edilmelidir. Bu muhataplığın olması için Öz, uydu can karakterini Dünya ortamında doğum denilen bir hadiseye müracaat ederek gerçekleştirebilmektedir.

DOĞUM: Öz’ün kendi uydu can karakterini enerjetik yaşam ortamından, maddi yaşam ortamına geçirmesi için İlahi Hiyerarşi tarafından tanzim ve kontrol edilen bir hadisedir.

ÖLÜMSÜZLÜK: Öz’ün uydu can karakterini, Dünya deneyim – evrim – görev ortamında ölümsüzlük genlerini kullanarak ölüm genlerini, daimi kontrol sistemiyle daimi karantinaya alma halidir.

İlahi yasaların ön gördüğü prensipler doğrultusunda hareket eden her Öz, uydu can karakterini kendi enerjetik bedeniyle birlikte maddi yaşam ortamına uygun olan bir bedende istediği sürede tutabilir. Buna örnek; Atlantisli Nuh peygamber olarak bilinen varlığın Öz’ü, onu kendi isteğiyle 900 dünya senesi dünya ortamına uygun bir maddi formda tutması verilebilir. Burada yaşanan hadise dünya insanı için harika olarak vasıflandırılabilinir. Ancak ölüm ve ölümsüzlük genlerinin ilahi faaaliyet prosedürlerine uygun olan tarzlarda nasıl harekete geçirildiğini bilen ilahi hiyerarşi için bu doğal bir hadisedir. Ancak insanın sahip bulunduğu alışagelmiş kavram ötesi kavramına uygun olan farkındalık düzeyleri ile izah edilebilen üst evrim aşamalarının muayyen bir maverasında, artık Öz kendi uydu can karakterini kendi isteğine uygun olarak maddi bedende daimi tutma kararı alabilmektedir.

ÜST EVRİM AŞAMALARININ SÖZÜ EDİLEN BU MUAYYEN MAVERASINDA ÖZLERİN KENDİ UYDU CAN KARAKTERLERİNİ KENDİ İSTEKLERİNE UYGUN OLARAK MADDİ BEDENDE DAİMİ TUTTUKLARI ORTAM, DÜNYA’DA AGARTHA YAŞAM BOŞLUĞU OLARAK BİLİNEN ORTAMDIR.

Dünya insanı tarafından bitki, hayvan ve insan adlarıyla bilinen evrim türleri, Atlanta Çekirdek Evrim Yasasına uygun faaliyet gösteren Sirius Teknolojik Uzmanlar BİR’liği tararfından Dünya evrim ortamında oluşturulmakta ve denetlenmektedir. Bu türlerin oluşturulması, denetime alınışı ile alakalı teknolojik imkan ve eforlar, Dünya varoluş hadisesinden hemen sonra devreye sokulmuş ve ilk etapta dünyadaki hidrosfer katmanında Sirius Lyra Kültürü ile madde genleri olan nükleotit zincileri var edilmiştir. İlahi Teknolojide bir dal olan GENETİK TEKNOLOJİ‘de orijinal adları bulunan madde genlerinin karakterleri Öz’e ait uydu can karakterlerinin maddi kalıplardaki devinimi, yerleşimi ve idamesi göz önünde bulundurularak birer birer belirlenmiştir. Madde genlerinin (D.N.A) genetik uzay bölgelerine kuvant altı partiküller olan porlara bilgi ve güç yüklenerek halografik kayıtlar tanzim edilmiştir. Bu tanzim ediliş elbettedir ki bugünün dünya biliminin sahip bulunduğu teknolojik imkanlarla tespit edilememektedir. Ama İlahi Teknolojinin imkanlarına sahip olan İlahi Hiyerarşi bu tanzim edilişi gerçekleştirebildiği gibi kolayca her istediğinde gereken tespitleri de yapabilmektedir.

MADDE GENLERİNİN GENETİK UZAY BÖLGELERİNE PORLARA YÜKLEM VERİLEREK TANZİM EDİLEN HOLOGRAFİK KAYITLAR, BU GENLERE KARAKTERİSTİK YÖN VERME ETKİNLİKLERİ SAĞLAMAKTADIRLAR.

Her gen, kendi yapısında bulunan genel kayıtlara uygun olan karakteristik faaliyetleri, yine kendi varlığına yüklenmiş olan bilgi ve enerji ile gösterebilmektedir ki, bu bilgiye KARAKTERİSTİK GEN BİLGİSİ, bu enerjiye de KARAKTERİSTİK GEN ENERJİSİ denilmektedir. Ölüm ve Ölümsüzlük genleri de yapılarındaki güç ve bilgi kayıtlarına uygun hareket ederek, önce yapısında bulunduğu hücreleri etkileyerek yönlendirmekte, sonra diğer hücrelerin çekirdeklerindeki genleri etkileyerek genetik programlarını bu mahiyetlere uygun olarak açmakta veya ölüm veya ölümsüzlük denilen halleri ortaya çıkarabilmektedirler.
Dünya insanları tarafından KANSER denilen maddi beden dejenerasyonunun amili, dejenerasyona uğrayan uydu can karakterinin artık Öz’ünden kopma gerekliliği göz önünde bulundurularak, İlahi Hiyararşi tarafından hazırlanan ölüm genlerinin devreye sokulmasıyla gerçekleşmektedir.

Ölüm ve ölümsüzlük kavramlarına sahip olan insani ego, maddi bedene ve maddi mekana bağlı olması nedeniyle, bu bağın kopmasından yana kuşku ve korku duymaktadır. İnsani egonun vakıf olmadığı bilgi, kendi kaynağı olan Öz için ölümün kesin kez olmadığıdır. İnsani ego ölüm kavramından daima uzak durmak ister. Zira ölüm kavramı insani egoyu sıkar ve strese sokar. İnsani ego ölümsüzlük kavramından ise hoşlanır, ona yaklaşır ve ölümsüzlük kavramıyla hareket eden ve ölüme çare arayanların peşinde olur. Ölümsüzlük kavramı, insani egonun maddi beden ve mekan tutkusallığına uygun düşer. İnsani ego, ölüm geldiğinde maddi beden ve imkanlarını terkedeceğini bilir ve bu nedenle ölüm ifadelerinin bulunduğu yerden kaçmak ister. İnsani ego bilmez ki; uzak durduğu, sözünü dahi duyunca kaçtığı ölüm, kendi kaynağı olan Öz’ün uydu can karakterini dejenere eden kendi isteklerinden kaynaklanmaktadır. İnsani ego kin, nefret, kibir, barbarlık, haset, vesvese gibi uydu can karakterini dejenerasyona götüren ters devinimli olguları yaşamayı sever. Ters devinimli olgular mahiyetlerine uygun olan tarzlarda ölüm genlerindeki muayyen mahiyetteki programların açılmasına sebep olmaktadırlar. Bu mahiyetler oldukça girifit olmasına rağmen, birbirleriyle sistemik tarzlarda iletişimlidirler. Mesela kin duyan insani ego muayyen bir mahiyette kin duyduğu her ne oluyorsa ona karşı nefreti de duymaktadır. Bunun gibi kıskançlık duyan nefreti ve hatta kini de duyabilmektedir.

Ölüm genlerindeki programların açılmasına mani olan olgular, doğru devinimli olgulardır. Bu olgular sevgi, tevazu, şevkat, huzur gibi olgular olup ölüm genlerindeki değil, bu genlerin karşıtları olan ölümsüzlük genlerine ait muayyen mahiyetteki programların açılmasını sağlarlar. İnsanın Öz İnsanlığına ait bilincin titreşimleriyle içinde bulunduğu ortamda harikalar yaratabileceği aşikardır.

İnsanın Öz İnsanlığına ait olan ve Tanrısallıktan gelen yagane sermayesi, göksel bilgiyle bilgilendirilerek oluşturulan bilinç mevcudiyetidir. Tanrısallıktan insana verilen bu sermayenin değerini elbetteki mutatsal bilinç kıymetlerinin aşkınlığında bulunan Bilinçler takdir edebilirler. Bu sermaye madem ki Tanrısallıktan insana bahşedilmektedir, bütünleşmiş bir bilinç kıymetiyle takdire şayan olarak şu da bilinmektedir ki; bu sermaye mutatsal bilinç performanslarını yüceltmede diğergamca sarfedilebilmelidir. Evrensel insana da zaten bu yakışır. Evrensel İnsanı globalleşmeye götüren de budur. Dünya insanlığının buna ihtiyacı çoktur. Transandantal aktifliğe sahip olan evrensel insanlarımızın bilimsel ve sanatsal bağlamlarda verdikleri ölümsüz eserler, onların Öz insanlığına ait olan bilinçlerin titreşimleriyle yaratılabilmektedir.

SINIRSIZ YÜCELİKLERE DOĞRU ESEN KALINIZ
CENAP BAŞMAN

 

Exit mobile version